Bakteriler

Bakteri Nedir ?

  • Bakteri, tek hücreli mikroorganizma grubudur. Tipik olarak birkaç mikrometre uzunluğunda olan bakterilerin çeşitli şekilleri vardır, kimi küresel, kimi spiral şekilli, kimi çubuksu, kimi virgül şeklinde olabilir.
  • Canlıların yaygın ve önemli bir kısmını oluşturmasına rağmen mikroorganizmaların besin üretiminde kullanılanları ve hastalık yapanları dışında büyük çoğunluğu tanımlanamamıştır.
    Bakteriler, ilk defa Antony Van Leeuwenhoek tarafından basit ışık mikroskobunda su damlacığı içinde gözlenmiştir.
  • Bakteriler bağımsız yaşayabilen küçük organizmalardır. Prokaryot hücre yapıları ve boyutlarıyla diğer mikroorganizmalardan ayrılırlar. Bakteriler ortalama 0,5-2 µm boyutlarındadırlar. Bakterilerin bu sahip oldukları boyutları tür ve cinslerine göre farklılar göstermektedir. Büyük bakteriler genellikle saprofit olarak bulunmaktadırlar. Prokaryotik hücreler olan bakterilerin kendilerine özgü bir hücre yapıları bulunmaktadır.
  • Bakteri tek hücreli mikroskobik bir canlıdır. Bitkilerle hayvanlar arasında ayrı bir canlı kategorisi oluştururlar. Doğada, toprakta, havada, suda, bitkilerde, hayvanlarda ve insanlarda çok miktarda bakteri bulunur.
  • Bakteriler çekirdeksiz ve klorofilsiz 1-6 mikron büyüklüğündeki çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük canlılardır. Bakteriler bölünerek çoğalırlar. ANTİBAKTERİYEL
  • Hastalık yapan zararlı bakterilerin yanı sıra yararlı olan bakteri türleri de mevcuttur. Genel olarak bakteriler; hastalık yapan bakteriler, maya bakterileri, çürütücü bakteriler ve azot bakterileri diye sınıflandırılırlar. Başka canlıların yaşamını sürdüremediği çok sıcak ortamlarda ya da çok yüksek basınç altında bile yaşayabilirler. Ölü organizmaların yapısını bozarak çürütür ve organik maddelerin öteki organizmalarca kullanılır bir duruma gelmelerini sağlarlar. Bunlar bakterilerin yararlı yönleridir. Bakteriyologlar 100’den çok bakteri çeşidinin olduğunu bildirmektedirler ve bunları biçim, yapı, büyüme, kültür ortamı ve boyanma tiplerine göre sınıflandırmaktadırlar.Bakteriyolojik ya da mikroskobik gözlemlere göre bakteriler üç ana gruba ayrılır: Koküsler( cocci), basiller(bacillus) ve spiraller( spirillum). Birinci gruba streptokok, stafilokok, pnömokok türleri girer. Bunlar yuvarlak bakterilerdir. Salmonella, kolibasil vb. türlerin dâhil olduğu ikinci grupta çubuk biçiminde ki bakteriler yer alır. Spiraller ise virgül gibi kıvrıktır. Leptospira, treponema vb. birer spiral’dir.3622_000000000000000000000Bakteriler boyama ile de sınıflandırılabilirler: Bunlar gram pozitif ve gram negatif bakterilerdir. Uçlarında kamçı gibi uzantıları olan bakteriler gram negatif bakterilerdir. Bazı bakterilerin belirlenmesi onların neden olduğu hastalığı bularak yapılır. Bunun için de bu bakteriler hayvanlara aşılanır. Bakteriler yaşam siklusuna ve doğadaki birçok biyolojik olaya katkıda bulunur. Bir bölümü toprak ve suda, bir bölümü başka canlıların, bitki, hayvan ve insanların iç organlarında yaşar. Sığır, koyun, keçi gibi hayvanlar bitkilerdeki selülozu sindiremez, bu işi ancak bağırsaklarına yerleşmiş bakterilerin yardımıyla yapabilirler. İnsanın ağız, deri, bağırsak ve cinsel organlarında zararsız ve yararlı çok sayıda bakteri vardır. Bakteriler peynir, tereyağı, yoğurt, sirke yapımında ve bazı antibiyotiklerin elde edilmesinde büyük önem taşırlar. Ayrıca endüstride aseton, bütil alkol de bakteri fermantasyonu(mayalanma) sonucu elde edilmektedirler. Nanokar Antibakteriyel TeknolojiBakterilerin insan için önemi, hastalık yapanlarından kaynaklanır. Hastalık, vücuda giren bakterilerin cinsi ve sayısıyla organizmanın bağışıklık yeteneğine bağlıdır. Bakteriler salgıladıkları toksinlerle de hastalık yaparlar. Bu maddeler bakteri tarafından salgılanırsa ekzotoksin adını alırlar. Bakteri hücresinin yapısında bulunursa endotoksin adını alırlar. Bakteriler cinslerine göre vücutta ayrı ayrı yerlere yerleşir. Stafilokoklar deri ve aknelerde yer alırken, streptokoklar boğaza yerleşirler. Tüberküloz ve zatürree ise akciğerlere yerleşen bakterilerin yaptığı hastalıklardır.

    bak

    Canlıda ya da laboratuar deneyinde, bakterileri öldüren her tür fiziksel ya da kimyasal etkene bakterisit denilmektedir. Uygun ortamda, belli sürede var olan mikrop sayısında azalmaya yol açan antibiyotik, bakterisit antibiyotik adını alır. Penisilin ve streptomisin buna örnek gösterilebilir. Kimyasal etkenlerle ya da serumdaki bazı maddelerin etkisiyle mikrop sitoplâzması fiziksel ve kimyasal bir takım değişikliklere uğrar. Bakteri erimesine neden olan bu tür maddelere bakteriyolizin denilmektedir. Mikropların erimesine de bakteriyoliz denilir.

    Mikrobiyolojinin bakterileri inceleyen dalına bakteriyoloji denilmektedir. Tıbbın bu alanı Pasteur’un çalışmalarıyla XIX. Yüzyılda başlamış ve giderek gelişmiştir. Mikropların incelenmesi, değişik kültür ortamlarında üretilmesi ve boyanması bakteriyolojik araştırmaların kapsamındadır. Bu alanda çalışan uzmanlara bakteriyolog denilmektedir.

  • Bakteriler bağımsız yaşayabilen küçük
    organizmalard

    ır. Prokaryot hücre yapıları ve boyutlarıyla diğer mikroorganizmalardan ayrılırlar. Bakteriler ortalama 0, 5-2 µm boyutlarındadırlar. Bakterilerin bu sahip oldukları boyutları tür ve cinslerine göre farklılar göstermektedir. Büyük bakteriler genellikle saprofit olarak bulunmaktadırlar. Prokaryotik hücreler olan bakterilerin kendilerine özgü bir hücre yapıları bulunmaktadır.Nanokar Logo

  •  Nanokar antibakteriyel katkı maddelerini üreten Türkiye’de tek endüstri firması olarak hizmet vermektedir.. Nanokar ürünleri her türlü yüzey ve maddeye uygulanabilmektedir ve uygulandığı üründe ömür boyu antibakteriyel özellik sağlamaktadır. Nanokar ürünleri üretim esnasında kullanılmakta olup, bu ürünlere katma değer olarak katkıda bulunabilmektedir. 
  • Optik incelemede görülmeleri ancak ışık mikroskobunun sahip olduğu büyütme ve rezolusyon yeteneği sınırlarında yer alan 500-1000 kez büyütmelerde olanaklıdır. Bilindiği gibi bakterilerin büyüklüğüne sahip objelerde kontrast çok azdır. Kontrastın arttırılmasına yönelik yöntemler faz kontrast ve karanlık alan mikroskopileridir. Her iki yöntemde hücrelerin canlı olarak incelenmelerine olanak verir. Kontrastın arttırılması için uygulanan kimyasal yöntemler boyama yöntemleridir.

    Genel özellikleri

    Monera alemini oluşturan prokaryot canlıların en yaygın ve en çok bilinen grubu bakterilerdir. O kadar yaygındır ki bugün dünyamızda bakterinin bulunmadığı yer yoktur diyebiliriz. En çok organik atıkların bol bulunduğu yerlerde ve sularda yaşarlar. Bununla beraber, -90 0C buzullar içinde ve +80 0C kaplıcalarda yaşayabilen bakteri türleri de vardır. Hava ile ve su damlacıkları ile çok uzak mesafelere taşınabilirler. Deneysel olarak ilk defa 17. yüzyılda bakterileri gözleyebilen ve onların şekillerini açıklayan Antoni Van Lövenhuk olmuştur. Bakteriler bütün hayatsal olayların gerçekleştiği en basit canlılardır. Hepsi mikroskobik ve tek hücrelidirler. Büyüklükleri normal ökaryotik hücrelerin mitokondrileri kadardır.

    Hücre yapısı

    Prokaryot olduklarından zarla çevrili çekirdek, mitokondri, kloroplast, endoplazmik retikulum, golgi gibi organelleri yoktur. Ribozom bütün bakterilerin temel organelidir. DNA, RNA, canlı hücre zarı ve sitoplazma yine bütün bakterilerin temel yapısını oluşturur. Bunlara ek olarak bütün bakterilerde hücre, cansız bir çeperle (murein) sarılıdır. Çeperin yapısı, bitki hücrelerinin çeperinden farklıdır. Selüloz ihtiva etmez. Bazı bakterilerde hücre çeperinin dışında kapsül bulunur. Kapsül bakterinin dirençliliğini ve hastalık yapabilme (patojen olma) özelliğini artırır.

    Bazı bakteriler kamçılarıyla aktif hareket edebilirken, bazıları kamçıları olmadığı için ancak bulundukları ortamla beraber pasif hareket edebilirler. Buna göre bakteriler, kamçısız, tek kamçılı, bir demet kamçılı, iki demet kamçılı ve çok kamçılı olarak gruplandırılır. Bazı bakteriler “mezozom” denilen zar kıvrımları bulundurur. Burada oksijenli solunum enzimleri (ETS enzimleri) vardır. Oksijenli solunum yapan, ancak mezozomu bulunmayan bakterilerde ise solunum zinciri enzimleri hücre zarına tutunmuş olarak bulunur. bakterilerde genel yapının % 90’ı sudur. suda çözünmüş maddeler hücre zarından giriş-çıkış yaparlar. DNA’lar sitoplazmaya serbest olarak dağılmıştır. Bakteriler ökaryot hücrelere göre daha çok ve daha küçük ribozom içerirler. bu sayede protein sentezleri çok hızlıdır.

    Bakteriler çeşitli özellikleri bakımından gruplandırılırlar. Bu özelliklerin başlıcaları; şekilleri, kamçı durumları, beslenmeleri ve boyanmaları olarak sayılabilir.

    Şekilleri ve boyanmaları

    Bakteriler ışık mikroskobunda bakıldığında başlıca şu şekillerde görülürler.

    a. Çubuk şeklinde olanlar (Bacillus):Tek tek veya birbirlerine yapışmışlardır. Tifo, tüberküloz ve şarbon hastalığı bakterileri bu şekildedir.

    b. Yuvarlak olanlar (Coccus): Genellikle kamçısızdırlar. Zatürre ve bel soğukluğu bakterileri bunlara örnektir.

    c. Spiral olanlar (Spirullum): Kıvrımlı bakterilerdir. Frengi bakterileri ve dişlerde yerleşen Spiroketler bunlara örnektir.

    d. Virgül şeklinde olanlar (Vibrio): Virgül biçiminde tek kıvrımlıdırlar. Kolera bakterisi gibi.

  • Bakterilerin temel yapısı dışta hücre duvarı ve hücre zarı, içinde de sitoplazmadan oluşur. Hücre duvarının ana bileşeni peptidoglikan adı verilen özel bir polisakkarittir. Bakterilerde sitoplazmanın içeriği, ökaryot canlılarla benzerlik gösterir. Sitoplazma içinde DNA, RNA, ribozomlar, yağ tanecikleri, glikojen, proteinler ve %90 oranında su bulunur. Bütün bakterilerde bu temel yapılar vardır. Ancak bakterilerin çeşitlerine göre sahip olduğu yapılar değişebilir.

    Oksijenli solunum yapan bakterilerde solunum enzimleri mezozom denilen yapılarda ve sitoplazmada bulunur.
    Mezozomlar hücre zarının sitoplazma içine katlanmasıyla oluşmuştur ve ökaryot canlılarda bulunan mitokondrinin görevini yapar.
    Fotosentez yapanlarda klorofil molekülü, aktif hareket edenlerde kamçı gibi yapılar bulunur. Aktif hareketin dışında bakteriler toz parçacıkları ve su damlacıkları ile pasif olarak uzak mesafelere taşınabilir.
    Bazı bakterilerde de hücre duvarının dışında polisakkaritlerden oluşmuş koruyucu bir kapsül bulunur.


    Bakterilerin yüzeylere ve birbirlerine tutunmak için pilus denen kısa uzantıları vardır. Piluslar aynı zamanda iki bakteri arasında DNA aktarımında rol alır.
    Bakteri DNA’sı zar ile çevrili değildir. Katılım madde
    si sitoplazmada, çekirdek alanı denilen bölgede bulunur, halkasal bir DNA molekülünden oluşur. 


    Bazı bakterilerde bu DNA’nın dışında plazmit adı verilen yapılar da bulunmaktadır. Plazmitler küçük halkasal yapıya sahip, kendini eşleyebilen DNA parçacıklarıdır. Plazmitler bakterilerinin yaşaması ve çoğalmasında etkili değildir. Ancak bakterilerde bazı özelliklerle ilgili genetik bilginin bir bakteriden diğerine taşınmasında, zor koşullara karşı direnç oluşumunda avantaj sağlar.
    Örnek: bir bakterinin antibiyotiklere karşı direnç kazanması bu yapıların aktarımı ile sağlanır.

    Bakteriler uygun olmayan ortam şartlarında hayatta kalabilmek için endosporoluşturur. Endosporlar olumsuz koşullara dayanıklı, metabolizması yavaşlamış yapılardır. Hücre, kromozomunu kopyalarken bir kopyasını da dayanıklı bir duvar ile çevirir ve olumsuz koşullarda hücre parçalansa bile çok dayanıklı olan endospor hayatta kalır. Yüksek ve düşük sıcaklık durumlarında meydana gelir. Bakteriler çok düşük sıcaklıklarda endospor halde uzun yıllarca var olabilirken (buzullarda binlerce yıllık bakterilere rastlanmıştır) yüksek sıcaklıklarda durum böyle değildir; belli sıcaklık değerlerinden sonra endospor korumaya devam edememektedir. Uygun koşullar sağlandığında su alarak yeniden çoğalmaya başlar.
    Endospor bir üreme biçimi değildir.

    Bakterilerin Üremesi
    Bakterilerde hem eşeyli hem eşeysiz üreme görülebilir.

    Çoğunlukla eşeysiz olarak bölünme ile çoğalırlar. İdeal şartlarda bölünme geçiren bir bakteri 20 dakika sonra gelişimini tamamlayarak tekrar bölünme geçirebilir. Yani bakteriler uygun ortamlarda çok hızlı çoğalırlar. Bakteriler için uygun ortam şartları; yeterli besin, nem ve uygun sıcaklıktır. Bu ortamlarda besinlerin bozulmasının hızlı gerçekleşmesinin nedeni, bakteriler için ideal ortamlar olmalarıdır.

    Bakterilerin bazılarında görülen özel bir durum ise eşeyli üremedir (konjugasyon). Bir bakteriden, aynı türden başka bir bakteriye genetik bilgi (kalıtım bilgisinin bir parçası) aktarımıdır. Bu aktarım tek yönlüdür. Konjugasyon olayında önce iki bakteri yanyana gelir ve bu bakteriler arasında bir sitoplazmik köprü veya pillus oluşur. Daha sonra bu köprü aracılığıyla aktarım gerçekleştirilir.

    Bakteriyel birleşmenin şematik gösterimi


    1- Verici hücre pilus oluşturur.
    2- Pilus alıcı hücreye bağlanır, iki hücreyi bir araya getirir.
    3- Plazmid çentiklenir, iki sarmallı olan DNA’nın bir sarmalı alıcı hücreye aktarılır.
    4- Her iki hücre plazmidlerini çift sarmallı olacak şekilde tamir ederler, alıcı hücre kendi pilusunu oluşturur. Aktarılan plazmid bakteriye yeni yetenekler sağlayabilir. Artık her iki hücre de vericidirler.

    Bakterilerde konjugasyon ile;

    • Çeşitlilik sağlanır.
    • Daha güçlü ve dirençli bakteriler oluşturulur.
    • Eşeyli üreme ile bakteriler yeni gen düzenine (kombinasyonuna) sahip oldukları için daha dayanıklı formlar meydana gelebilir.


    Not: Konjugasyon ile birey sayısında artış sağlanmaz. Birey sayısı artışı ancak eşeysiz üreme ile sağlanır.

    Bakterilerin Gruplandırılması

    Bakteriler çeşitli özelliklerine göre alt gruplara ayrılırlar.



    1-) Şekillerine göre bakteriler dört gruba ayrılırlar.

    a-) Yuvarlak şekilli bakteriler: Tek ya da koloni şeklinde bulunabilirler. Tek olanlarına coccus (kokus) denir. Koloni oluşturanlarına ise farklı isimler verilir. İkili olanlara diplococcus, uzun zincir şeklindekilere streptococcus ve üzüm salkımı şeklinde olanlara staphylococcus denir. Menenjit ve ateşli romatizma gibi hastalıklara neden olurlar. Genellikle kamçısızdırlar.

    b-) Çubuk şeklindeki bakteriler (bacillus): Bu bakterilerin boyları enlerinden daha fazladır. Düz veya hafif bükülmüş olabilirler. Uzun iplik şeklinde olanları da vardır. Verem, tifo ve tetanoz gibi hastalıklara neden olurlar.

    c-) Virgül şeklindeki bakteriler (vibrio): Virgül işareti gibi kıvrımlı yapıya sahip bakterilerdir. Kolera hastalığına neden olan bakteri grubudur.

    d-) Spiral şeklindeki bakteriler (spirillum): Çok kıvrımlı yapıya sahip burgu şeklindeki bakterilerdir. Frengi hastalığına neden olurlar.

    2-) Beslenme şekillerine göre ikiye ayrılırlar.


    a-) Heterotrof bakteriler: ihtiyaç duydukları besinleri dışarıdan hazır olarak alırlar. Genellikle saprofit veya parazit olarak yaşarlar. Bazı türleri başka canlılara fayda sağlayarak beslenir.

    Parazit bakteriler: İhtiyaç duydukları besinleri birlikte yaşadıkları canlılardan karşılarlar. Bu canlıların sindirim enzimleri yoktur. Bu nedenle besinlerini ancak sindirilmiş halde alabilirler.
    Hastalık yapan türlerine patojen bakteriler denir. Bu bakteriler toksin denilen zararlı salgılar üretirler.
    Parazit bakteriler üzerinde yaşadıkları canlıya iyi uyum sağlamışlarsa fazla zarar vermezler. Çünkü konak canlı bakterinin barınağıdır ve öldüğünde barınak da ortadan kalkmış olur.
    Hastalık yapan bakterilere karşı kullanılan doğal ya da sentetik maddelere antibiyotik adı verilir. Ancak bilinçsiz antibiyotik kullanımı vücuttaki yararlı mikroorganizmalara da zarar verdiğinden dikkatli olunmalıdır.
    Saprofit bakteriler: Hücre dışına enzim salgılayarak ölü organizma canlı artıklarındaki organik maddelerin daha küçük organik ve inorganik maddelere parçalanmasını sağlarlar. Bu sayede hem kendi besin ihtiyaçlarını karşılar hem de doğadaki madde döngüsünün devamlılığında önemli rol oynar.

    b-) Ototrof bakteriler: İhtiyaç duydukları organik besinleri sentezleyebilen bakterilerdir.

    Fotoototrof (fotosentetik) bakteriler: Besinlerini fotosentez yoluyla üreten bakteriler enerji kaynağı olarak güneş ışığını kullanırlar. Fotosentez sırasında genellikle CO2 ve H2O, bazıları H2O yerine H2S kullanır.

    Fotoototrof bakterilere H2S kullananlardan mor sülfür bakterileri, H2O kullananlardan siyanobakteriler örnek olarak gösterilebilir.

    Kemoototrof (kemosentetik) bakteriler: Bu bakteriler besin sentezinde enerji kaynağı olarak ışık enerjisi yerine kimyasal enerji kullanılır. Bu amaçla Fe iyonlarından, H

    2S ve NH3‘ten kimyasal tepkimelerle enerji elde eder, bu enerjiyi besin sentezinde kullanırlar. Toprakta bulunan azot da yine bu bakterilerin etkisiyle bitkilerin kullanabileceği hala dönüşür.

    Kemoototrof bakterilere nitrit, nitrat, sülfür ve demir bakterileri ile baklagil kökünde yaşayan rizobiumlar örnek olarak gösterilebilir. 


    3-) Gram boyanma özelliğine göre ikiye ayrılırlar.Hücre duvarında fazla miktarda peptidoglikan içeren bakteriler gram boyama yöntemine göre mor renkte boyanırlar ve gram (+) olarak isimlendirilirler.
    Hücre duvarında ince bir peptidoglikan tabakası ve bunun üzerinde lipopolisakkaritlerden oluşmuş bir tabaka bulunduran bakteriler ise gram boyama yöntemine göre pembe renkte boyanırlar ve gram (-) olarak adlandırılırlar.4-) Oksijene duydukları ihtiyaca göre üç grupta incelenirler.a-) Zorunlu aerob bakteriler: Oksijenli solunum yaparlar ve sadece oksijenli ortamlarda yaşayabilirler.  Bu bakterilerde oksijenli solunum yapılmasını sağlayan mezozomlar bulunur. Besin veya deney ortamlarında havayla temas edebilen dış yüzeylerde yoğunlukla yer alırlar.

    b-) Zorunlu anaerob bakteriler: Oksijen kullanmadıkları için fermantasyonla (oksijensiz solunum) enerji ihtiyacını karşılar. Sadece oksijensiz ortamlarda yaşayabilirler. Deney ortamlarında incelendiklerinde hava ulaşmayan dip kısımlarda yoğunlaşırlar.

    c-) Geçici (fakültatif) bakteriler: Hem oksijenli hem oksijensiz ortamlarda yaşayabilen bakterilerdir.

    Geçici aerob bakteriler; normalde oksijensiz ortamda yaşamalarına rağmen kısa süreli oksijensiz ortamda da yaşayabilen bakterilerdir.
    Geçici anaerob bakteriler; normalde oksijenli ortamda yaşayan, fakat geçici olarak oksijensiz ortamda da belli bir süre yaşayabilen bakterilerdir.

    Bakterilerin Biyolojik Önemi ve İnsan Sağlığıyla İlişkisi
    Dünyanın hemen her tarafına dağılmış olan bakterilerin zararlı olanlarının yanında yararlı olan türleri de vardır. Canlıların vücudunda parazit olarak yaşayan bakteriler birçok hastalığa (besin zehirlenmesi, verem, zatürre vb.) neden olurlar. Bazı bakteri türleri bazı yiyeceklerin(konservelerin) bozulmasına ve besin zehirlenmesine neden olurlar.
    Bazı bakteriler üzerinde yaşadıkları canlılarla karşılıklı yardımlaşmaya dayanan bir beslenme ilişkisi kurabilirler. Örneğin insanın bağırsağında yaşayan bazı bakteriler, sindirim artıklarıyla beslenirken insana B ve K vitaminlerini sağlar.
    Bakteriler, hastalıklarla mücadelede etkili olan aşı ve antibiyotiklerde kullanılırlar. Zayıflatılmış bakteri içeren aşılar insana bağışıklık sağlar.

    Ayrıca bakterilerde genetik materyal bir tane olduğu için ve etrafında protein kılıfı bulunmadığı için en kolay incelenebilen canlıdır ve bu yüzden genetik araştırmalarda kullanılırlar.

    Bunlara ek olarak saprofit beslenen bakteriler doğadaki besin döngüsünün tamamlanmasını sağlarlar ve bu sayede ekolojik denge bozulmaz.

  • Kaynakça:
    Sağlık Ansiklopedisi

Campylobacter Hakkındaki On Gerçekler;

Campylobacter bakterileri genellikle çeşitli sağlıklı evcil ve vahşi hayvanlarda bulunur, ancak insanlara bulaşırsa, Campylobacteriosis olarak bilinen ciddi yiyecek zehirlenmesine neden olabilir.

Gıda zehirlenmesi riskini önlemeye ve hastalığa yakalanmamaya yardımcı olmanın birçok yolu vardır, bu nedenle Campylobacter hakkında 10 gerçek hakkında okuyun.

1. Campylobacter, kelimenin tam anlamıyla sarmal şekli adına bükülmüş bakteriler anlamına gelmektedir ve şu anda insanlarda ve hayvanlarda enfeksiyona neden olabilen 30’un üzerinde tanınmış türü vardır

2. Campylobacter genellikle hayvanlardaki sindirim sisteminde yaşar ve bir kere taburcu edildiğinde kötü gıda güvenliği ve hijyen önlemleri ile insanlara bulaşabilir.

3. Bakteri, kümes hayvanlarını enfekte etmek için çok iyi bilinir; FSA araştırması, çiğ perakende tavukların yaklaşık% 73’ünün ve çiğ tavuk dış ambalajının% 7’sinin böcekle kirlendiğini bulur.

4. Çiğ tavuğun yanı sıra, karaciğer, kırmızı et, pastörize edilmemiş süt ürünleri, yabani kuşlarda ve hatta yumurtalarda bulunan bazı örneklerde bulunur.

5. Campylobacter’in yol açtığı gıda zehirlenmesi vakaları, 280.000 civarında insanın böcekten muzdarip olması nedeniyle hala İngiltere’de gıda zehirlenmesinin ana kaynağıdır ve bazı durumlarda yılda yaklaşık 110 ölüme ya da kabaca her 3 günde bir ölümcül olabilir.

6. Sadece yaklaşık 500 bakteri düşük bir doz alıp, 2-5 günden sonra ağrılı ishal ve mide krampları gibi belirtiler görürsünüz.

7. Çoğu gıda zehirlenmesinde olduğu gibi, en iyi tedavi, bol miktarda su içerek dinlenmek ve sulu kalmaktır. Daha ağır vakalarda enfeksiyonla mücadeleye yardımcı olması için antibiyotikler reçete edilebilir, bu nedenle reçeteli ilaçların tam yolunu bitirdiğinizden emin olun. Çoğu kişi başka problem yaşamadan iyileşirken, ciddi komplikasyonlar reaktif artrit ve Guillain-Barre Sendromunu içerebilir.

8. Bakteriler çok az miktarda ciddi etkilere sahip olabildiğinden, çiğ tavuk ile uğraşırken iyi bir gıda güvenliği uygulamanız son derece önemlidir. Tavuğu elleçlemeden önce ve sonra ellerinizi sabun ve su ile iyice yıkayın ve kurutun ve kullanılan yüzeyleri veya kapları dezenfekte edin.

9. Ayrıca çiğ tavuk musluğunun altında durulamalısınız, çünkü bu bakterileri yayabilir ve yemeden önce tamamen pişirildiğinden emin olabilirsiniz.

10. Campylobacter, tavuk paketinin dışında bulunabileceğinden ve 8 haftaya kadar hayatta kalabildiğinden, alışveriş yaparken diğer yiyeceklere yayılmasını önlemek için tekrar kullanılabilir poşetleri temizlediğinizden emin olun. Veya yaşam için Biomaster antibakteriyel torba kullanabilirsiniz.

Evde işlenen yaklaşık 463 milyon tavuğu ve her yıl satılan 9 milyon paket tavuğun ambalajın dışında Campylobacter ile kontamine olduğunu biliyor muydunuz?

Etiketler; bakteriler, bakteri nedir?, bakteri metobalizması, bakteri yararları, bakteri çeşitleri, antibakteriyel ürünler

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın